Ucuz şarapların ve hayatların çok hızlı aktığı bu yolda
ben biraz vian kaçıyorum aslında.
İçtiğim kadar gerçek,sıradışı ve ucuzum.
Ve sabırsızlıklarla doluyum konu sen olunca.
Bir sonra ki yudumdan sonra hissediceklerim hakkında yada
yarın güneş doğduğunda oluşucak bu özlemi nasıl giderebilceğim konusunda.
Tenine en son seni gördüğümde daha fazla neden dokunamadığım konusunda.
O kadar kısa vadeli benim için düşünmek.
Ve bir o kadar yorucu.O yüzden bırakırım bazen.
Sonra hislerim hatırlatır bana... yarının,bugün seni özlemeden gelmiceğini.
Eğer birgün bu içkilerin seni hayal etmeme yaradığı bu cehennemde,
Daha fazla seni göremezsem eğer
İşte o zaman bu sersem bedende ne işe yaradığını bilmeyen ayaklarım,
sana gelmeye çabalar...
Her nerede olursan ol.
Her ne kadar düşüncesiz olsam da.. o kadar gerçek olur
o kadar sıradışı ve makul bir şekilde anlaşılabilir ve ucuz olurum.
Ve içimi ısıtan kırmızı elbiseli,kırmızı saçlı ve kızarık yanaklı o kız çocuğunu kimsenin arayıp bulamıyacağı o yerde bulurum.
Belki ucuz içki şişelerinde.Belki de senden başka kimsenin göremiceği satırlarda.
Küçük kız çocuğunun çamurlu kırmızı eteğinden damlayan
su damlalarını ayakkabımla zemine ve toza dumana karıştırdım.
Onun gözlerine baktım.Ne kadar acı çekmişse o kadar umutlanmıştı sanki.
Sonra ıslak kollarıyla alnındaki teri sildi.
"neyin var? doktora götüriyim seni? ailen nerde?"
"Ben geride kalan herşeyi öldürdüm" dedi.
ve o küçük kız,
Ucuz şarapların ve hayatların çok hızlı aktığı bu yolda,
Benle mahsur kaldığına inanmak istemedi.
Anlaşılan o bu yere ait hissedemiyordu.
Onu burda istiyordum.Tam burada.Belki de ilk defa,
şu sikilmiş hayatımda tek özel hissettiğim anda.
Bunu ona anlatmalıydım.
Çekip gitme duygusunu anlıyordum.Alışık değildi buralara.
Ama buna bu defa izin veremezdim ve ona dedim ki;
"Burası senin benim çözebilceğimiz bi yer değil küçük kız.
Bu senin anlayabilceğin bir duygu değil.
Sen, seni başka yerlerde mahsur tutan şeyleri es geçip benimle
burada kalmayı seçiceksen eğer,
O içine sıçılan düşlerimizin,yalanlarımızın,mahvolmuş hayatlarımızın hepsinin aslında
gökkuşağı kadar,o utandığında kızaran yanakların kadar yada tam takır bir içki şişesi kadar hayatlarımızın olağan bir parçası,eskimiş bir kenara fırlattığımız kitap kadar detaylarla dolu ama anlamsız olduğunu anlamalısın.Sen benim içimde ki,
beni hayatta tutan aşk olmalısın...
Eğer öyleysen yorgunsun.
Ve daha önce bana hiç görünmediğin kadar masumsun.
Kusura bakma böyle savunmasız bir duyguyu,
böyle yıpratılmış ve tek sıkımlık canı kalmış hiçbir şeyi
yolun ortasına atıp beni terk etmesine izin veremem.
Artık benimlesin."
Ve böyle bir yazıyı bitirmenin en iyi yolu bazen,
aniden susmaktır.
0 yorum:
Yorum Gönder