Gün be gün inancımı yitirdiğim bir şeydi. Belki ben yozlaşıyordum. Hani derler ya özünde iyi bir insan ama çevresi kötü. Belki de öyle bir şey ama olan inancımın yittiğini gün be gün hissediyordum. Öyle bir şeydi galiba benim için aşk…
Vapura biniyordum geçenlerde...Geçenlerde dediğim her zaman ki gibi en azın 6 ay önce...Neyse, kendime yakınlaşabildiğin muazzam bir yerdir vapur. Ama yalnız bineceksin, açığa çıkacaksın, denizi izleyeceksin. Kendini göreceksin suda, kendini dinleyeceksin. Öyle bir yer. Kapılar açılınca hücum ediyorum ben de üstte iyi bir yer kapmak için. Ama önümde iki çift var, tin tin tin yürüyorlar, yer de vermiyorlar.
"Hadi yürüsenize, kapacaklar kenarları" diye düşünüyorum, sinirleniyorum. Zaten ben olur olmaz hemen sinirlenirim. Ama bunlar halen tin tin tin yürüyorlar, yer de vermiyorlar. En sonunda yandan ufak bir aralıktan solluyorum onları, sinirimi de belli etmek için elimi yana doğru açıyorum, görsünler diye. Görüyorlar belki de ama tepki vermiyorlar. Hemen geçiyorum kapıdan dış kısma ve vapurun gidiş istikametinde bir kenar buluyorum, oturuyorum. Güneş gözlüklerimi takıyorum. Güzel manzaranın keyfini çıkarıyorum.
Az önce önümde tin tin tin yürüyen çift de geliyor karşıma oturuyor. "Tersine oturdular, zevki çıkmaz ki öyle vapurun" diye düşünüyorum. Yan yana oturuyorlar, birbirlerine iyice yanaşıyorlar.
Garson arsızı geliyor "Çay, kola, fanta, gazoz" diye bağırıyor. Kız susamış belli "Bir tane su alsana" diyor çocuğa. Çocuk hemen garsona dönmeden "Bir su" diye bağırıyor, bağırırken de garson duysun diye eliyle koltuğa vuruyor. Anlam veremiyorum yaptığına. Sonra su geliyor.
Çocukla kız el ele tutuşuyorlar. Ben onları izliyorum. Gözümde güneş gözlüğü var ya, nasıl olsa görmezler diye düşünüyorum. Kız sürekli yere bakıyor, gözleri de sürekli bir oraya bir buraya gidiyor. Çocuk da sürekli çok yakından kıza bakmaya çalışıyor. Bir şeyler söylüyor. Onun da gözleri kıpır kıpır, bir oraya bir buraya gidiyor.
Sonra kucağındaki çantaya bakıyorum. GESF yazıyor. GESF. Görme Engelliler Spor Federasyonu. Görmüyorlarmış birbirlerini. Manzarayı da görmüyorlarmış. Benim onları izlediğimi de zaten gözlük takmasam bile görmeyeceklermiş meğersem.GESF.
Kız bir mutlu bir mutlu. Çocuk sürekli bir şeyler söylüyor kız sürekli gülüyor, sonra kız bir şeyler söylüyor, ikisi de çocuk gibi gülüyorlar. O kadar mutlular ki. Birbirlerinin ellerinden tutuyorlar sıkı sıkı. Çocuk kızın saçlarını okşuyor, bilmiyor belki de hangi renk olduğunu ama o kadar seviyor ki onu...
Kız o kadar mutlu ki, gülüşü beni bile ısıtıyor. Bu, sevgi diyorum kendi kendime, aşk bu. Birbirlerini görmeden seven iki insan. Birbirlerine bağlanmış iki insan.
Bir birlerinin gözünün içine bakamıyorlar. Gözlerim doluyor azıcık. Eminim ki birbirlerini herkesten daha iyi görüyorlar. Ruhlarıyla görüyorlar birbirlerini. Sevginin bir şey ifade etmediği, aşkın basit bir et parçasına dönüştüğü, kötülüklerle çepeçevre bir dünyada birbirlerinin içindeki o güzelliği görebilip aşık oluyorlar birbirlerine. Ne yüce bir şey...
Fark ettim de ben o çocuk kadar içten gülmemiştim çok uzun zamandır, kahkaha atmışım bol bol ama sevgiyle gülmemiştim...
0 yorum:
Yorum Gönder