12.30 civarı yaklaşık 12 saatlik yatakla müsabakamdan sonra uyanabildim ve yatağımı toplamam 15 dakikamı aldı.
Dedim ki;
Bugün biraz farklı olsun efendi gibi kalk,kahvaltını hazırla,çayını koy,kitap oku ve biraz hayvanlıktan uzaklaş.Diğer insanlar gibi pazar gününü kendine ayır.Hayatında kendin için birşeyler yap emek felan harca lan!
Bunun üzerine anneannemden anneme daha sonra annem ayrı eve çıkınca bana kalan takunya cinsi terliklerle bakkala ekmek almaya yöneldim.43-44 numara ayağa 36 numara terliği giydiğinde insan, oluşan görüntüden farklı bişi oluşmadı tabiki bende de.Topuğumun dışarda kalması beni engelleyemedi ve nihayet bakkala vardım.Ekmeği aldım ve günlük "Nassı koydular amuna goyim euasuhas" eksenli futbol muabbetine başladım fanatik galatasaraylı bakkalımıza.Kimin kime koyduğunun önemi yoktu.Bu cümleyle birlikte yeni transferlerden,takımın şahane top oynadığından felan bahsetmeye başlamıştı bile."Hadi eyvallah" diyip eve yöneldim.Yemeğimi yedim ve ortalıkta kalanları rastgele mutfağa bıraktıktan sonra "Benim de söyleyeceklerim var!" adlı elimden düşüremediğim kitabıma yöneldim.Tam oturucaktım ki kapı çaldı."Kim bu am*na koyim bu saatte?" diye saatin önemiyle alakası olmayan anlamsız bir küfür savurduktan sonra kapıyı açtım.Gelen Derin dallamasıydı.Dallama dediğime bakmayın apartmandan çocukluk arkadaşım ve severim keratayı.Buyur etmeden çamurlu ayakkabılarıyla içeri girdi ve "oğlum ne adamsın lan ehiehiehi" diye kurtlarını dökmeye başladı.Daha noldu bile demeden az önce mahallemizin güzellerinden melis'in beni eşortman ve kadın terliğiyle gördüğünü ve bunu gelip kendisine anlattığını,gülmekten gözlerinden yaş geldiğini benle paylaştı."Hea" dedim tv'de kasımpaşa maçını izliyormuş gibi yapmaya başladım.
Derin böyle bir adam işte.Gördüğünüzde "işte bir enerjik!" diye anında etiketi rahatça yapıştırabilirsiniz.O kadar yoğun çalışmasına rağmen spor salonlarından çıkmayan ve sürekli sosyal olabilen yegane insan.
"kanka birazdan betül gelcek artık gitsen iyi olcak" dedim kalktı "hadi eyvallah" dedi gitti.
Tv'yi kapadım gene oturdum kitabımın başına ve "çaat! çaat! çaat!"
Zil kullanmaktan bile aciz bir hayvanat kapının tokmağından intikam alıyor adeta.Açtım baktım melis..
Yıllardır parkta orda burda geyik çevirdiğimiz belli bir yaşam tarzı ve kültürü olan bir insandı melis.Onun karşısına diz yapmış çamaşır suyu lekeli anne eşofmanıyla çıkmak bazıları için problem olabilse de benim için değildi.
"ne var lan?" dedim.Dediğim an ağlayarak içeri girdi.
"caner" dedi "böhüüü" dedi."mertcan beni terketti" dedi.
"Ya*raaa yedik" dedim.Ama içimden.Dinledim onu anlattı uzun uzun verdiği emekleri,nasıl her adımını önceden planlayıp kırmamak,bu güzelliği bozmamak için çabaladığını.Ve o an aklıma bu pazar günü için neler yapmak istediğim geldi.
Ne kadar benziyorlardı.Ne kadar emek verdim lan ben.Gittim ekmek aldım,çay demledim,yumurta yaptım felan.Bu muydu hakettiğim dedim.Buymuş.Böyleymiş bu işler dedi melis.
Empati eksikliğinden felan bahsetmek burda absürd olcak."lan kız hüzün denizinde tüpsüz dalış yapıyor sen nasıl bir dallamasın ki kahvaltı,keyif düşünüyorsun hala" diyebilirsiniz.Ama evet lan düşünüyorum ne var?!
Sonra aklımı bu düşüncelerden arıtıp derinlere geçmeyi teklif ettim.Geçtik.Çay ve lig fikstürü elimizde kasımpaşa'nın maçını izledik.
(Her yazımda olduğu gibi bu yazıda da karakterler ve yaşanmışlıklar tamamen hayal ürünü olup hiçbir kurum yada kuruluşla alakası yoktur)
1 yorum:
Kıza acıdım o değil.. :D
Ellerine sağlık mükemmelin ötesinde bir style (Y)
Yorum Gönder