Parmak uçlarım donuyor, avuçlarım yanıyordu.
koşmaktan ciğerlerim parçalanmıştı ve nefes almak için 1 dakika kadar durmaya karar verdiğim gibi yere yığıldım...
Boğulma hissi içinde panikle gözümü açtığımda karşımda onu gördüm.Elinde ki viski şişesinden suratıma attığı sıvının viski olduğunu farkettim.
"onu yakalayabildin mi?" diye sordu.
"sence bu mümkün mü" diye tersledim onu ve yerimden doğruldum.
"her seferinde aynı hissi yaşıyorum,lanet olası hep bir adım önümde"
"sabırsızlanma nasılsa olsa o bizi bulucak.O biz olmadan hiçbirşey" diyerek moralimi düzeltmeye çalıştı.
Viskisinden biraz aldım.Bütün vücudum yanıyordu artık.Bu sıcak havada en son içilcek içki lanet olası bir şişe bourbon viskidir...
Eve geçmeyi teklif ettim."Gidelim" diyerek hemen hareketi geçti.Ben de peşinden...
Eve vardığımızda ilk farkettiğim şey bu siktiğimin evinde herşey tahtadandı.Sanki kibritten yapılmış gibi ve her an alev alabilcek gibi duran lanet olası bir klübe.Tek güzel yanı buz makinası ve birkaç çeşit içki olmasıydı.İdare edilebilirdi.
"Ona ulaşmak için herşeyi yaparsın değil mi" diye kaldığı yerden devam etme hevesinde bir soru yöneltti.
"Anasını bile sikerim" dedim.Gülümsedi.Bu kadar hırslı olmanın yersiz olduğunu ve biz onu bulamazsak onun bizi bulucağını yineledi.
"Tanrım, bu lanet olası evde yaşadığına inanamıyorum.Sıkılmıyor musun?"
"Arada senin gibi birileri denk düştükçe keyifli zaman geçiriyorum.Daha fazlasını istemiyorum,yalnızlık iyidir" dedi.Başımla onayladım.
"Yarın ilk işimiz sakin kafayla sağlam bir kahvaltıdan sonra peşine düşmek olucak.merak etme" dedi.
"Aradığımız bir kase yoğurt değil amına koyim mutluluğu arıyoruz biz" dediğimde cümlem daha bitmeden ortalıktan yok oldu.
Tam zamanı diye düşündüm.Ardından hızla evden ayrıldım.
Hava kararmak üzereydi ama dışarısı hala yanıyordu.Saatler önce bıraktığım arabam bile alev gibiydi.Mesafe uzak olduğundan sike sike arabaya atladım ve eve doğru yola çıktım.
Varmadan yaşadığım rutini farklılaştırmak adına arkadaşlarla birşeyler içmeye karar verdim.
Dude telefonda tanımadığım bir arkadaşının da bu gece bizle takılmasında sakınca olup olmadığını sorduğunda herhangi bir problem olmayacağını söledim.Ama aksine şuan ki ruh halim yeni birileriyle tanışıp sohbet etmeye pek müsait sayılmazdı.
Telefonum çaldı.Arayan gene o'ydu.
"Hay sikiyim! Tam lazım olduğundan ortadan kayboluyorsun!Yıllarca birşey peşinde koştuğumda ve bir çare aradığımda anlarda,senden bir çözüm istediğimde hep gizemli ucu açık cümlelerle benden sıyrılıyorsun!Senin gibi tanrı olmaz olsun!"dedim ve telefonu suratına kapadım.Çıt çıkaramadı her zaman ki gibi.
Bara vardım olanları dude'a anlattım.Dude'da bana yaşadığı birkaç şeyden örneklendirerek kafama takmamam gerektiğini açıklamaya çalıştı.Ama o an ben pek atmosferde sayılmazdım.
Lanet olasına o kadar yaklaşmıştım ki...Bu sefer ucundaydım sanki...
"ya sen neler yapıyorsun?" diye sordu Dude'un yanında ki bayan kişi.
"bilmem yaşıyorum,yiyorum içiyorum geziyorum felan" gibi basit kısır bir cümleyle cevap verdim.Bu lanet muabbetin yeri ve zamanı değildi.Hem de hiç.Ben idealleri uğruna bişiler kovalayan ama kovaladığım şey'in aslında ne işime yarıcağını bilmeyen bir adamım.Benle dalga geçmemelisiniz.Gerçekten.Sakın.
Nezaket gereği " sen ne yaparsın" dedim.
"O benim" dedi.
Dude ve masada ki diğer tanıdıklarımız her ne kadar bu diyaloğun tartışmaya dönüceğini düşünseler de,neden bahsettiğimiz hakkında fikirleri yoktu o an için.
"içimde ne var biliyormusun?" diye sordum.
"ne var orda?Vurma beni ne olur.Artık kaçmıcam senden söz veriyorum!"
"Kalbim ve bunla birlikte dertlerim ve sıkıntılarım... al işte hepsi burda"
"Madem artık benden kaçmıcaksın,bunlara da sike sike ortak olucaksın?"
Ve uyanırken tekrardan suratıma viski mi dökülücek korkusuyla yaptığım hamle beni yalamaya çalışan köpeğimin suratına isabet etti(ufak değişiklikler hayatın rengidir kızmayınız).Hay aksi!
"Lanet olası beni yıllarca boş işler peşinde koşturmaya o kadar alıştırdı ki,ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok.seni bulduğuma hala inanamıyorum" dedim.
"Hav hauv?!" dedi.
"Biraz dışarı çıkalım mı?Ama birbirimizi kovalamıyalım.Harbiden, ben çok yoruldum" dedim.
"Hauv" dedi.Tasmasını tuttum ve yanyana yola koyulduk.
Ve biz artık koşmuyorduk,yürüyorduk...
Zira biz yorgun insanlarız gelmez bize böyle şeyler...
0 yorum:
Yorum Gönder